top of page

Mektuplardan DM’lere: Aşkın İletişim Evrimi

  • kocerbegum
  • 14 Şub 2025
  • 2 dakikada okunur

Aşkı anlatmanın yolları değişse de hissettirdikleri hep aynı. Bir zamanlar sabırla beklenen mektuplar vardı, şimdi ise saniyeler içinde ulaşan mesajlar. Ama asıl soru şu: Gerçekten ne söylediğimiz mi önemli, yoksa nasıl söylediğimiz mi?


Mektuplar ve DM'ler

Aşk, tarih boyunca hep aynı duyguyu taşıdı ama ifade ediliş biçimi çağlara göre değişti. Bir zamanlar aşkın tek şahidi, mürekkep izleriyle dolu mektuplardı. Zarfların içine gizlenen heyecan, bekleyişin sabırsızlığıyla daha da değerli hale gelirdi. Bugün ise duygular saniyeler içinde bir DM’e sığabiliyor. Okundu bilgisiyle sabırsızlık, çevrimiçi simgesiyle varlık hissediliyor. Tabii o bir türlü mavi olmayan tiklere hiç girmeyelim isterseniz. Bazı durumlarda mektupların bile daha hızlı ulaştığına eminim ama ispatlayamam.

Aşk Mektupları

17. yüzyılda el yazısı mektuplar, aşkın en kişisel ifadesiydi. Kelimeler özenle seçilir, her satır bir anıyı mühürlerdi. Örneğin, Napolyon Bonapart, Joséphine’e yazdığı bir mektupta şöyle der: “Senden ayrıldığım günden beri sürekli bir bunalım içindeyim. Mutluluğum senin yanında olmaktan ibaret.” Kelimelerin süsü ve özlemin yoğunluğuyla dolu bu mektup okuyan kişiye günler sonra ulaşmış olsa bile o derinliği hissettirmeye yeterken şu an saniyesine ulaşabildiklerimize “Seni özledim.” diyip bitiriyoruz. Hız ve imkan arttıkça duygularımızı ifade edişimiz de mi pratikleşti yoksa her gün iletişim kurabilmenin gazabına uğrayıp hislerimizi monotonlaştırdık mı? Cevabı sizde.


20. yüzyıla gelindiğinde, daktilo sesleri romantizmin ritmini değiştirdi. Telefon hatlarıyla ses, bekleyişin yerini aldı. 1940'larda Humphrey Bogart ve Lauren Bacall arasındaki telefon konuşmaları, dönemin romantizmini yansıtıyordu. Bogart'ın Bacall’a söylediği ünlü söz: “Senin gibi bir kadına sahip olduğum için kendimi dünyanın en şanslı adamı hissediyorum.” Sonra kısa mesajlar geldi; duygular artık 160 karaktere sığmak zorundaydı. "Seni seviyorum" bile uzun gelince, "<3" gibi çözümler üretildi.


Ve şimdi? Anlık mesajlar, emoji kombinasyonları, kaybolan hikayeler… Bir zamanlar Shakespeare’in aşk satırları vardı, şimdiyse tek bir ❤️ ile her şey anlatılabiliyor. Hikayelere reaksiyonlar bırakılıyor, aramalara zaman olmadığı için ses kayıtları atılıyor. Anlayacağınız iletişim dili değiştikçe aşkın dili de değişti.

Aşk, hız kazandı ama derinliği azaldı mı? Belki de aşkın ifade biçimi değil, ona yüklenen anlam değişiyor. Mektupların yerini alan DM’ler de bir çağın aynası. Ama asıl soru şu: İçerik mi yoksa biçim mi önemli? Bir mesajın kaç saniyede ulaştığı mı, yoksa içinde ne taşıdığı mı?

Yorumlar


logo tek yazı
  • Instagram
bottom of page